Layla'nin Kitapları ve Öyküleri
Oops! Gerçek Kimliğim ve Sahte Aşkım
Okulun ilk gününde çocukluk aşkım olan sevgilim beni kampüse getirdiğinde, ikiyüzlü bir oda arkadaşıyla tanıştık. Ona yaşına göre ne kadar olgun göründüğünü söyleyerek iltifatlar yağdırdı. Bense onun gözünde kibirli, sahte çantalı ve zenginmiş gibi davranan biriydim. Yatağımı toplarken birden dramatize bir şekilde haykırdı: "Dün seni getiren o zengin adam kampüs yakınında bir daire kiralamayacak mıydı? Ne oldu? Fikrini mi değiştirdi?" Sevgilimle mezun olunca evleneceğimizi öğrenince, "Ciddi olamazsın!" diye bağırdı, "Hâlâ erkeklere yanaşarak hayatını kazanmaya çalışan altın avcıları mı var?" İçimden kahkahalarla gülüyordum. Zengin yaşlı adam mı? O benim babamdı! Ve sevgilim? Sadece babamın şoförünün oğluydu...
Erkeğin İhaneti, Kadının Sarsılmaz Aşk Hikayesi
Yirmi ikinci yaş günümde geleceğimi avuçlarımda tutuyordum: Cambridge'den prestijli bir araştırma bursu, hayatım boyunca biriktirdiğim tüm parayla finanse edilmişti. Ama abilerim o geleceğin, evlatlık kız kardeşimiz Eda'ya ait olduğuna karar verdiler. Onun "acil" estetik ameliyatı için sahip olduğum her kuruşu aldılar. İtiraz ettiğimde bana bencil ve zalim dediler. "Eğer merhametli olamıyorsan," diye tısladı abim Demir, "o zaman defol git." Kendi öz kardeşlerinin hayalleri yerine bir yalancının timsah gözyaşlarını seçtiler. Günler sonra, bana her zaman söz verdikleri o lüks Maldivler tatilindeyken, fotoğrafları gördüm. Eda, pırıl pırıl ve yara izi olmadan, ona tapan iki abimin arasında gülümsüyordu. Benim geleceğim, onun burun estetiği ve bir kumsal gezisiyle takas edilmişti. İşte o an telefon çaldı. Çok gizli, on beş yıllık bir tıbbi araştırma projesi. Dış dünyayla hiçbir temas yok. Bazıları için bir ömür boyu hapis cezasıydı, ama benim için bir can simidiydi. Tek bir çanta topladım, Eda'nın yalanlarının kanıtını abilerimin bulması için masaya bıraktım ve sonsuza dek çekip gittim.
Otuz Sekiz Boşanma, Bir İhanet
Bugün beşinci evlilik yıldönümümüz. Aynı zamanda kocam Ateş'in benden 38. kez boşanmak istediği gün. Bunu çocukluk arkadaşı İrem için yapıyor. Düğün günümüzde arabasıyla kaza yapıp bir daha asla çocuk sahibi olamayacak olan kadın için. O günden beri Ateş bir suçluluk borcu ödüyor ve ben de bu borcun bedeli oldum. Beş yıl boyunca bu boşanma ve yeniden evlenme döngüsüne katlandım. Ama bu sefer farklıydı. İrem beni merdivenlerden aşağı itti. Ateş beni kanlar içinde buldu ve adaleti sağlayacağına söz verdi. Bedelini ona ödeteceğine yemin etti. Ama günler sonra polis aradı. Olayın güvenlik kamerası görüntüleri gizemli bir şekilde silinmişti. Ne bir kanıt vardı ne de bir dava. O gece İrem beni kaçırttı. Adamları bir minibüsün arkasında elbiselerimi parçalarken Ateş'i aramayı başardım. Çağrımı reddetti. Hareket halindeki minibüsten atladım. Ve soğuk asfaltta kanlar içinde canımı kurtarmak için koşarken bir yemin ettim. Bu sefer 39. bir yeniden evlenme olmayacaktı. Bu sefer ben ortadan kaybolacaktım.
Uçurum İhanetinden Kopmaz Aşka
Beş yıllık kocam Mert, beni romantik bir uçurum kenarı pikniğine götüreceğini söyledi. Bana bir kadeh şampanya doldurdu, gülümsemesi güneş kadar sıcaktı. Birlikte geçirdiğimiz hayatımızı kutlamak için olduğunu söyledi. Ama manzaraya hayran kalırken, elleri sırtıma çarptı. Dünya, aşağıdaki vadiye doğru yuvarlanırken gökyüzü ve kayaların bulanık bir görüntüsüne dönüştü. Kırık dökük ve kanlar içinde uyandım, tam zamanında yukarıdan sesini duydum. Yalnız değildi. Metresiydi, adını duydum: Cansu. "O... gitti mi?" diye sordu. "Çok yüksekten düştü," Mert'in sesi düzdü, duygudan yoksundu. "Kimse sağ çıkamazdı. Cesedi bulduklarında, trajik bir kaza gibi görünecek. Zavallı, dengesiz Aylin, kenara çok yaklaşmış." Sözlerindeki sıradan acımasızlık, darbeden daha kötüydü. Benim ölüm ilanımı çoktan yazmış, ben fırtınada ölüme terk edilirken, sonumun hikayesini kurgulamıştı. Üzerime bir umutsuzluk dalgası çöktü, ama sonra başka bir şey alevlendi: bembeyaz, öfkeli bir hiddet. Tam görüşüm bulanmaya başlarken, farlar yağmuru yardı. Lüks bir arabadan bir adam indi. Mert değildi. O, kocamın en nefret ettiği rakibi, Mert'i benim kadar yok etmek isteyebilecek tek adam, Caner Demir'di.
