Rabbit'nin Kitapları ve Öyküleri
En Karanlık Saatinde, Onun Sevgisi En Parlak Şekilde Parladı
Kadın kariyerinin zirvesindeyken, adam hâlâ ailesinin göz ardı edilen oğluydu; bir zamanlar gecenin karanlığında onun ilk öpücüğünü çalan genç adam. Kadının hayatının en karanlık günlerinde, adam evine döndü ve onun başka bir adama mecburi "evet" derken, ay ışığında parlayan gözyaşlarını gördü. Tam kadının ona en çok ihtiyaç duyduğu anda, Adam artık gücün zirvesine yükselmişti ve ona en sağlam desteği veriyordu. "Benimle evlen."Dünyada onu bu kadar derin seven başka kimse yoktu. Artık ikisinin de geçmişin gölgelerinden sıyrılıp yeni bir başlangıç yapma zamanı gelmişti.
İkinci Bir Şans, Gerçek Aşkın Öpücüğü
Şile yolunda yağan yağmur, arabanın ön camına şiddetle çarpıyordu. Tıpkı mideme saplanan o tanıdık, keskin sancı gibi. Mert, parmak boğumları bembeyaz kesilmiş bir halde arabayı kullanıyordu. Telefonunun ekranı ‘İzel’ diye parlayana kadar. Kocam, onun sadık köpeği, bir anda sırra kadem basmıştı. "Elif, bir taksi çağır. İzel'in bana ihtiyacı var," demişti, beni o karanlık yolda hasta ve yapayalnız bırakarak. Bu, Mert'in karısı olan beni bırakıp eski sevgilisini seçtiği dokuzuncu seferdi. İzel'in yıllar önce başlattığı zalim bir bahsin ‘dokuzuncu vedasıydı’ bu: "Dokuz kez, Elif. Dokuz. Sonra çekip gideceksin." Her olay, daha derin bir yara açıyordu: evlilik yıldönümü yemeğimiz, acil ameliyatım, anneannemin cenazesi. Ben sadece onun için uygun bir yara bandı, bir ‘teselli ikramiyesiydim’. Onların bu sapkın oyunundaki bir piyondum. Günler sonra, bir asansör kazası beni paramparça edip hastaneye düşürdüğünde, Mert dehşet içinde sadece İzel'e sarılıyordu. Nihayet tüyler ürpertici bir netlikle görmüştüm: Beni hiçbir zaman gerçekten sevmemişti. Evliliğim, İzel'in üniversiteden beri özenle kurguladığı bir yalandı. Ona olan aşkım, o aptalca, inatçı umudum sonunda tükenmiş, geriye sadece sızlayan bir boşluk bırakmıştı. Ama oyun bitmişti. Onun dikkatsizce gözden kaçırdığı boşanma evraklarını çoktan imzalamıştım, özgürlüğüme hazırdım. Daha sonra İzel beni toplum içinde küçük düşürmek için şeytani bir tuzak kurup bana saldırı iftirası attığında, gizemli bir yabancı ortaya çıkıp her şeyi değiştirdi. Bu bir kabusun sonu ve benim gerçek hayatımın başlangıcıydı.
Elde Tutamadığı Karısı
Ada Yılmaz'ın Arda Kaya ile olan evliliği bomboş bir kabuktan ibaretti. Arda, toplum içinde büyüleyici bir adam, evde ise bir hayaletti. Ada'yı devasa yataklarında tek başına bırakır, bir kadının özlemle aradığı bağın kemirgen yalnızlığını hissetmesine neden olurdu. Bir akşam, onun e-postalarını buldu. Arkadaşı Ceyda Vural ile "Biz" başlıklı bir yazışma, Arda'nın kahredici itirafını gözler önüne seriyordu: "Benim canım Ceyda'm, bu bekleyiş bir işkence. Hakkında konuştuğumuz geleceği nihayet kurabileceğimiz günün hayalini kuruyorum." Arda, Ada ile "itibar" için evlendiğini soğuk bir şekilde itiraf ediyor ve ekliyordu: "Ceyda ile fiziksel hiçbir şey olmadı. Henüz." Daha sonra, Ceyda'yı kurtarmak için Ada'nın böbreği karşılığında tam bir boşanma anlaşması teklif ederek, kelimenin tam anlamıyla özgürlüğünün bedelini ödemesini istedi. Ameliyattan sonra Ada, Arda'nın Ceyda'ya olan sarsılmaz bağlılığına tanık oldu; bu, acımasız bir tezat oluşturuyordu. Arda'nın mutlak kayıtsızlığı, bir restoran yangını sırasında Ceyda'yı siper edip Ada'nın arkasına bile bakmadan tek başına kaçmasına izin verdiğinde kesinleşti. Bir adam nasıl bu kadar kalpsiz olabilirdi? Son darbe ise Arda'nın sarhoşken Ada'nın "hiçbir anlam ifade etmediğini" ve evliliklerinin Ceyda'nın yakın kalmak için kurduğu bir plan olduğunu itiraf etmesiyle geldi. Bu hesaplı ihanet, aralarındaki son bağı da kopardı. Ada, keskin bir netlik ve derin bir rahatlamayla arkasını dönüp gitti; hayatını geri almaya ve gerçek aşkı bulmaya hazırdı.
