Kaya
ip narin kumaşı yanan tenimden yırttım. Boynumu, göğsümü tırmalayarak o kahredici sıvıyı silm
ve gitmek zorundaydım. Bir duşa ulaşmak zorundaydım. İnziva yerinde ilk yardım
etti. Temastan yanan ellerim anahtarla boğuştu. Kapıdan içeri daldım, ilerlerken kıyafetlerimi çıkardım; arka
i çığlık attıran bir şok yarattı ama bu farklı bir acıydı, arındırıcı bir acıydı. Tenimdeki o kahredici
n dolayı hâlâ şiş olan sağlam bileğim isyan edercesine zonkluyordu. Fiziksel ve duygusal tükenmişl
kutu. Artık neredeyse hiç tanıyamadığım bir hayata ait eski fotoğraf albümlerini, m
önce, Melis'ten önce. Her fotoğrafta gülümsüyorduk, gözlerimiz tutkulu, genç bir aşkla doluydu. Kalbim sızladı, derin, boş bir sancı. Her şeye rağmen, o eziyete rağ
ndini yok eden bir yalan. Buraya kadardı. H
ı yırtmaya, mektupları parçalamaya başladım. Her yırtış meydan okuyankenarlarını yuttu. Gülümsemelerimizin görüntüleri kıvrılıp karardı, küle dönüştü. Canımı acıtt
Kerem orada duruyordu, gözleri faltaşı gibi açılmı
klara kaydı. İfadesi değişti, gözlerinde bir endişe parıltısı belirdi. "San
Sadece birkaç saat önce iğrenmesi, dokunuşumdan ş
er bir fotoğrafın son kalıntılarını yalıyordu. Balayım
dı leğene tekme atarak. Kalan fotoğraflar etrafa saçıldı, bazıları hâlâ tütüyordu. Titreyen par
ı yakmaya mı çalışıyorsun? Beni kandırmak için sapkın bir fanteziyi yeniden canlandırmaya mı çalışıyorsun?" Gözleri yanıklarım
lan yaralı bileğimi kavradı ve sıktı. İçimden
Melis'e iftira atmaya çalışıyorsun, değil mi? Ondan her z
diye soludum, gözyaşlarım yüzümden
bi bana yapıştın. Şimdi tavır mı değiştirdin? Birdenbire özgür olmak mı istiyorsun? Amacın ne Defne? Şi
Acımasız, aşağılayıcı ve zerre kadar tanıma içermeyen sözlerdi
ak. Güzelliğini övmemi mi istiyorsun Defne? Ne kadar çekici olduğunu söylememi mi istiyorsun?" Bana doğru sinsi adımlarla yak
kaba yatak örtüsüne sürtünürken çığlık attım. Çırpındım ama o çok güçlüydü, ç
dım, üzerimi bir dehşet dalga
yla ilgili olduğunu mu düşünüyorsun?" Gözleri vücudumu, yanıkları, morlukları taradı;
an sıcak gözyaşları süzüldü. Kendimi de
rdı, her yanık, her morluk acıyla alevlendi. "Beni nereye g
" diye alay etti. "Haddi
e, kayışları ve bağlama aparatları olan masa benzeri garip bir yapıya takıldı. Kanım dondu. Belli belirsik. "Bırak beni. Her şeyi imzalarım. Gideceğim,
ak bağlı olduğun imparatorluktan öylece çekip gitmene izin vereceğimi mi sanıyorsun?" Beni soğuk metal masanın üzerine fırlattı.
pınarak. Ama vücudum zayıftı, hareketlerim hanta
zindi. Gözlerim dehşetle açıldı. Bu onun teknoloji prototipleri için tasarladığı, "stres test cihazı" adını verdiğ
"Sen benim karımsın Defne. Benim kukla karım," dedi, sesi tüyler ürp
birikmeye başladı. Ardından keskin, delici bir acı geldi. Organlarımı eziyormuş, içimdeki hayatı söküp alıyormu
belendi ama bağlar sağlam duruyordu. Acı, şimdiye kadar yaşadığı
Kerem değil; üniversitedeki o hayat dolu, gülen Kerem. Korktuğumda bana sımsıkı sarılan, sonsuzl
dudaklarımdan dökülen bu isim
z önce sadistçe bir zevk maskesi olan ifadesi aniden gevşedi. G
yayla bağlantılıydı. Güneşle yıkanmış bir kumsal, gülen uzun koyu saçlı bir kadın ve elini tutar
ranları çevirdi. Cihaz vızıldadı, ardından kapandı. Ezici
ı, sesinde yeni ve huzursuz edici bir aciliyet vardı. "Defne! Defne, uyan! E
lık kalmaya

GOOGLE PLAY