n'ın Bakış
a bıraktılar. Çatı katındaki sessizlik canlı bir varlık gibiydi; üzerime çöküyor, beni boğuyordu. Hiçbir müttefikim, hiçbir kaçış yolum olmadan
beğim. Oğlumuz. Ondan kesilip atılacak bir tümörmüş, silinecek bir sorunmuş g
arıdan kilitliydi.
a boyadı. Uyumadım. Karanlıkta oturup aşağıdaki sokaklarda özgürce ilerle
m ama beni kim duyacaktı ki? Ya da daha doğrusu kimin umurunda olacaktı? Ça
evlat edinen anne babamı düşündüm. İhanetleri taze, açık bir yaraydı. Öz k
çıktı. Çaresizliğimin karanl
değildim. Gerç
ni aradığını bildiren bir hukuk bürosundandı. Ben doğduğumda gençlermiş, benden vazgeçmek zorund
ın olduğumdan cevap verememiştim. Ben bir Aydın'dım. Bir ailem vardı. Ya da öyle sanıy
klü bir zenginliğe sahipti; denizcilik, finans ve siyasette nüfuz sahibi küresel bir hanedandı. Son derece ketumdular, güç
izce, çılgınca bir kumardı
ona ihtiy
umamış gibi görünüyordu. Elinde bir bardak meyve suyu ve t
dan pürüzlüydü. "Bunun… anlaması
enin ve evimize getirdiğin o yılanın çocuğumuzu öldürmesine izin ve
nde bir acı parladı. "Bu cinayet değil.
tının iyiliği için
Defo. Yemin ederim seviyorum. Her şey bittikten sonra tekrar
. Sanki oğlumuz ıskartaya çıkarılacak, kolayca
adım. Duygulara karşı bağışıklığı vardı. Ma
yapay bir sakinliğe zorladım.
m," d
şısında şok içinde b
. "Geleceğimizi güvence altına almak için yapı
eyse komikti. Pes edeceğime inanmaya o kadar muht
rtım var,"
i hemen, gözleri m
ririm. Eğer bunu… bu şeyi yapacaksam… dikkatimi dağıtacak bir şeye ihtiyacım var. Çalışm
belirdi. Ancak kolay bir çözüm bulma arzusu galip geldi. Uysal
başını sallayarak. "Elb
eket, tüylerimi diken diken etti. "Teşekkür ederim Defo. P
i telefonumu ve dizüstü bilgisayarımı getirdi. Yalnız kal
du. Hukuk bürosundan gelen mektubun bulunduğu
ktif olup olmadığını bilmiyordum. Benden haber almak isteyi
r adam açmadan önce tele
simi düğümlüyordu. "Benim adım Defne. Ben

GOOGLE PLAY