ma sesi odad
u ama bu korkudan değil, midesindeki o iğrenç bulantıdandı
çerisi, Arslan'ın onun için aldığı, her biri servet değerinde olan
ile. Gözleri, dolabın
rları aşınmış eski siyah valizini çıkardı. Üzer
pantolon ve senaryo yazarlığı üzerine olan yıpranmış ki
sına geri döndü. Makyaj m
ne koydu. Kapağını açtı. İçinde, Arslan'ın ona verdiği limitsiz s
e baktı. Hiç tereddüt etmeden yüzüğü parmağından sıyırdı. Kartların yanına, ko
pı aniden t
girdi. Gözleri önce komodinin üzerindeki yüz
ü sıktı. Odayı uzun adımlarla geçti. Yerdeki valize
n alev alevdi. "Bu saçmalık ne zamana kadar sür
tı. Arslan'ın uza
kaladı ve duvara doğru itti. Bedenini
in görüş açısını kapattı. Aral
ceketinden buram buram tütüyordu. Arslan'ın kendi ten kokusuyla
tle kasıldı. Arslan'ı göğsünden iterek b
lojik bir iğrenmenin, bedens
in yüzündeki o saf, katıksız iğrenme ifadesini gö
slan. Sesi tehlikeli bir şekilde alçalmıştı. Çene ka
ştı ama bu öğürmekten kaynaklanıyordu
aldırdı ve bütün gücüyle A
ra
adı. Arslan'ın başı yana savruldu. Yana
nı çevirdi. Gözleri, avını parçalamaya hazırlanan
n ceketinin cebindeki telefon titr
'ten ayırmadan telefon
lan, kalbim çok ağrıyor. Nefes al
a tekrar Elif'in o buz gi
güldü. "Sen gerçekt
m duvara sıçradı. Arslan arkasını döndü ve odadan fırtına gi
efes aldı. Çalışma masasına yöneldi. Ke
na giriş yaptı. Ekranda, "Puslu" olarak yazdığı senaryolardan k
ak hesaplarının nu
ak ailesinin onun için harcadığı tahmini t
okundu: "Koçak Bey'in konaklama ve
kranda yeşil bir tik işare
asına koydu. Yerdeki valizini
eye dönüp bakmad
r duvar diplerine sinmiş, şaşkınlıkla onu izli
itti. İstanbul'un serin, karanlık
GOOGLE PLAY