ynn
eleri sürüyerek ilerliyordu, adımlarımın hiçbir ağırlığı, hiçbir yönü yoktu. Cehennemimi
işgal ve süzü dolu. Her düğme açıldıkça bronz teni biraz daha gö
nın hastane yatağındaki yüzü - oksijen maskesinin altında solgun, neredeyse şeffaf. Ken
ği parçaladı - tanıdık, sıradan bir melodi, bu cehennemdeki
ncü düğmesinde dondu - keyifle bana bakarak, cevaplamamı işaret et
hoparlörü açtım. Başparmağım tuşa üç ker
sesi telefonun diğer ucundan geldi. "Sabaht
dada dinleniyorum, biraz rahatsızım." Sesim şaşırtıcı derece
çıkardı. Yatağın yayları gıcırdadı, başucunk oldu: "Ne sesi? Odada başka biri mi var?
cele açıkladım: "Hayır, ben...
i, soğuk dudakları boynumda gezinmeye başladı. Dudakları şah da
rum, sadece yatak örtüsünü öfkeyle sıkıca kavr
ton, sen benimsin. Bana yeşil şapka giydirmeye cesaret edersen, seni ve o ölmek üzere olan dışarın
sea ile yasak ilişki yaşıyor, ama bana en kötü sözlerle iftir
nin belime kaydığını hissediyorum. Parmakları kalça
irikiyor. Her iki adam da beni bir oyun hamuru gibi yoğurmak i
an böyle muamele görmeliyim? Nede
di. Göğüs kafesimin derinliklerinden, b
l et, sonra beni cezalandır!" Sesi öyle yüksek, öyle keskindi ki, kendi kulakl
. Parmakları belimde dondu, başını kaldırdı. Gö
n atladım, şiddetle yüzüne bir şamar attım. Avucum
rmi yıldır ilk kez, bu kadar şiddetle direniyorum.
belirdi - önce pembe, sonra kırmızıya dönüşen belirgin çizgiler.
eğlence yoktu, gerçek, korkunç bir öfke yanıyor. Gözb
lime tükürdü. Sesi bir yırtılma gibi
ımı çevirmeden bu odadan fırladım. Kapı ko
yarak yere kaydım, korkuyla titremeye başladım. Dizlerim göğsüme
yır, bu şekilde ölemem. Kendimi kurtarmam lazım. A
GOOGLE PLAY