adı; zihninin üzerine ince
şti ama en karanlık günlerinde bile göz kırpan en kü
gülüşün ardında kendisine
bir açıklıkla fark ediyordu. Koray'ın bir parmağını bile oynatmasına gerek yoktu. S
yalanları daha fazla sürdüremeyeceğini ve
azanma çabasının bitmeyen yorgunluğu olmadan, derin ve kesintisiz bir uy
rla bir portakalın kabuğunu soyuyordu. Açık kapıdan, diğer has
? Burada çalış
kları ve doğum bölümünün başında olduğunu sö
sak? Bu bebeği dünyaya getirebilmek için nelerle savaştı
talarını tek bir eczaneden fahiş fiyatlı bitkisel ilaçlar almaya zorladığı, teda
k! Bütün bunları para uğruna mı
az. Geçmişteki skandalların hastane tarafından örtbas edildiğini de du
ım. Bu bebeğe tüp bebekle sahip olabildim. E
en olsam doğrudan başka bir hastaneye gide
Defne'nin kaşları
yıp onlara haddini bildirmeye hazır görünüyordu;
rçekmiş gibi savurup duruyorlar. Senin ne kadar yetenekli olduğunu kavrayabilecek durumda bi
ğında aslan kesilir; her kıpırtıyı, her minik kalp atışını korumak için içgüdüyle tetikte olur. Benim neler yapabileceğimi bilmiyorlar; duydukları yalnızca söylentiler. İns
astanenin itibarına gölge düşür
asıl yaktığı yüzünden okunuyordu. Onun böylesine insafsızca yargılanması içini acıtıyordu. "Böyle sürüp gidemez.
erya'nın omuzlarına çök
a, Defne'nin kararları zaman zaman
ne'nin kalbi onu yolundan saptırır, uğruna e
inden emin bir sesle onu teskin etmeye çalıştı. "Endişelenmene hi
'nın içini pek
plan
bir
p başkalarının onu ezmesine
ki elini başına götürüp yüzünü avuçlarının arasına sakladı
den geçenleri kendine
in bir tonla, "Yanıma hiç kıyafet almamışım. Bana giyecek
reddüt yoktu; sanki çok önceden verilmiş, içinde defalarca tartılıp
onun tabia
dokurdu—ama konu Koray olduğunda, kendinden ne çok ş
… doğru mu duydum?" Gözleri fal taşı gibi açılmıştı;
uygun bir şeyim bile yok. Bu konuda bana yardım eder misin?"
dı; onu öylesine sıkı sardı ki Defne bir an nefessiz kalacağını sandı.
kaha eşliğinde, "Defne, bir an için o sefil hayata geri döneceğini sandım. Koray'a sonsuza dek zincirlenip kalacağını düşündüm.
rarından vazgeçecekmiş gibi bir endişe taşıyordu. Sekreterine ulaştığında sesi keskin, buyurgan ve ac
çini burksa da sonunda istemeyerek kabul etti. Telefona doğru eğilip net bir sesle konuştu, "Mal varlığını boş verin. Defne'n
le yürüdü; arkasına dönüp yüksek sesle, "Defne! Bek
şan adımlarını izlerken dudaklarının kenarı
vazgeçecekmiş gibi içten içe
r kapanmaz, Defne telefonunu e
irmemiş olsa da Defne yaklaşan bir fırtınanın kokusunu alıyordu. Hastanenin itibarı ince bir ipliğe ba
lesini vakit kaybetme
efne, Kaya ailesinin ne düşüneceği
rlerinden kurtulmuş gibiydi; ilk kez, kimseyi hesaba
ofisinin yolunu tuttu ve isti
indirmeye mi niyetlendin? Yoksa sana biraz dinlenmeni söylediğim için mi? Lütfen beni yanlış anlama; bunca dedikodu ve ge
erçekten korkuttun. İznini kullan, biraz geri çekil. Maaşın işlemeye devam edecek; konuşmamız ge
iyse, yüzündeki ifade de en a
geçirmiyordu. O, nadir rastlanan türden bir yetenekti; doğ
en, yakaları ter içinde kalan, bakışla
bir odaklanmışlık yerleşirdi. Neşteri bir ressamın fırçasını tutuşu gibi kavrar, he
liğin aceleciliğine kapılmadan çalışır, elini de
pek çok kişide eksik kal
zin vermek, parlamaya yazgılı bir yıld
oksa Koray yüzünden mi? Nasıl ilerlememi istiyorsan söyle. Elimden bir
önceden görmüş gibi sakin bir tebessümle geldi. "Bay Yeşil, ailem bana yalnızca bir yıllık bir özg
deki umutlar sönüverdi; sanki bir
e bel bağlamış sayısız çalışan… Böyle bir yük omuzlarınday
sonra gözlerinde ağır bir kederle Defne'ye baktı. "Peki," dedi yavaşça, "gitmene engel olmayacağım,
ni bir tedavi yöntemi geliştirirsen, bunu ilk biz
uşadı, bakışları ılıklaşt
üm, Defne'nin ayrılacağını öğrendiğinde
birinize yürekten teşekkür ederim. Burada yaşadığım her şey benim için çok kıymetli. Umarım yollarımız yeniden, hem de en gü

GOOGLE PLAY